Rezervasyon

Rezervasyon talebiniz alındıktan sonra ekibimiz sizinle iletişime geçerek rezervasyonunuzu teyit edecektir. Teyit edilmeyen rezervasyonlar geçerli sayılmayacaktır.

by YASMAK HOTEL COLLECTION

Sultan kebap

Osmanlı Saray Mutfağı Bugün: Mahmudiye, Sultan Kebap ve Börekçi Tabağı

Osmanlı saray mutfağı, Anadolu’nun köy sofrasından ayrı bir çizgide gelişti. İmparatorluğun ulaştığı her coğrafyadan malzeme geldiği için mutfak sürekli genişledi; aynı zamanda saray düzeni içinde standartlaştı. Bugün “Osmanlı yemeği” denince akla gelen tarifler bu iki gücün ortasında oluştu: geniş bir malzeme haritası ve ölçülü bir teknik.

Tatlı ile tuzlunun aynı tabakta olması

Saray mutfağının en belirgin özelliği bu. Ete kuru meyve, bala ve baharata yer açması Avrupa mutfaklarında Orta Çağ’da yaygındı ve sonradan terk edildi; Osmanlı mutfağında ise kaldı. Bugün bir tabakta erikle kuzu ya da balla tavuk görüyorsanız, o tarif büyük ihtimalle saray hattından geliyor.

Mahmudiye

Tavuk, bal, badem ve kuru kayısıyla pişirilir. Adı II. Mahmud’a bağlanır. Tarifin işleyişi şuna dayanır: bal ve kayısı pişerken şekerini bırakır, badem yağını verir, sonuçta sos kendiliğinden koyulaşır — un ya da krema kullanılmaz. Bu yüzden tabak zengin görünür ama ağır değildir.

Menümüzde Ballı Mahmudiye adıyla duruyor. Saray tarifine sadık kalarak, tatlılığı bastırmadan pişiriyoruz.

Sultan Kebap

Kebap kelimesi bugün çoğunlukla şiş ve ızgarayı çağrıştırıyor, ama saray mutfağında kebap fırında ya da tencerede uzun süre pişen etin de adıydı. Sultan Kebap bu ikinci gruba giriyor: et yavaş pişiyor, altına patlıcan bazlı bir taban geliyor. Kaynağı bir başka klasiğe, hünkâr beğendiye çok yakın.

Börekçi tabağı

Saray mutfağının hamur işi bölümü kendi başına bir uzmanlıktı; yufka açan usta ayrı, iç harcı hazırlayan ayrıydı. Bugünkü börekçi tabağı o çeşitliliğin küçültülmüş hâli: aynı tabakta birkaç farklı sarım ve iç bir arada geliyor. Amacı doyurmak değil, hamurun kaç türlü çalıştığını göstermek.

Tatlı tarafı

Baklava saray mutfağının en bilinen ürünü ama tek örneği değil. Fırın sütlaç, muhallebi ve güllaç aynı geleneğin parçası. Ortak noktaları şu: hepsi az malzemeyle, tekniğe dayanarak yapılıyor. Sütlacın üstündeki kabuk fırında oluşur, şerbetle ya da katkıyla değil.

Bu yemekler neden az bulunuyor?

Sebep basit: hazırlık süresi uzun ve porsiyon tahmini zor. Bir turistik menüde altmış kalem varsa saray tarifleri o listeye giremez, çünkü hepsini aynı anda taze tutmak mümkün değildir. Menüsünü dar tutan mutfaklarda bu tarifler yaşamaya devam ediyor.

Yemek atölyemizde de bu hattı çalışıyoruz — şefle birlikte hazırlayıp tekniğin nereden geldiğini görebilirsiniz. Menünün tamamı A la carte sayfasında.